Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, hakkındaki idari disiplin ve ceza soruşturmaları gerekçe gösterilerek pasaportu iptal edilen bir kamu görevlisinin bireysel başvurusunu karara bağladı.
Mahkemenin kararı, Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan özel hayata saygı hakkı ile 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğini ortaya koydu.
Toplantısını 8 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştiren Genel Kurul, kararın sonuçlarını 12 Ekim 2026 tarihinde ilan etti. Dosyanın bizzat Genel Kurul seviyesinde incelenmiş olması, kararın benzer durumdaki tüm başvurular için bağlayıcı ve yön verici bir emsal oluşturabileceğini gösteriyor.
DOKTORA EĞİTİMİ ENGELLENDİ, HAK İHLALİ TESCİLLENDİ
Süreçte idare, başvurucu kamu görevlisinin pasaportunu yürütülen idari ve disiplin soruşturmalarını gerekçe göstererek iptal etti.
Pasaport iptali nedeniyle yurt dışındaki bir üniversitede hak kazandığı doktora eğitimine başlayamayan başvurucu, hem özel hayatına müdahale edildiği hem de eğitim hakkının engellendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne gitti.
İnceleme sonucunda Anayasa Mahkemesi, idarenin kararını Anayasa’nın 20. maddesindeki özel hayata saygı hakkına aykırı buldu.
Bununla birlikte, yurt dışındaki doktora programına katılımın engellenmesi Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkının da doğrudan ihlali sayıldı.
İDARİ KARARLA YURT DIŞI YASAĞINA GEÇİT YOK
İdari soruşturmalar gerekçe gösterilerek uygulanan pasaport kısıtlamaları, uzun süredir 5682 sayılı Pasaport Kanunu kapsamında tartışılmaya devam ediyor.
Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda da seyahat hürriyetinin idari kararlarla kısıtlanamayacağını net bir şekilde vurgulamıştı.
Yüksek Mahkeme, 24 Temmuz 2019 tarihli kararında hakkında bir suç soruşturması ya da kovuşturması bulunmayan kişilerin pasaportlarının hakim kararı olmaksızın Bakanlıkça iptal edilmesini Anayasa’ya aykırı bulmuştu.
Kasım 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan kararla da İçişleri Bakanlığı’nın genel güvenlik gerekçesiyle pasaport vermeme yetkisini iptal eden AYM, yurt dışına çıkma özgürlüğünün ancak ve ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle bir hakim kararına dayanabileceğini kaydetmişti